Haber Detayı
08 Şubat 2021 - Pazartesi 19:33 Bu haber 2429 kez okundu
 
Büro İş'ten Çorum Valisi, Belediye Başkanı, Kaymakam, Milletvekili, ve Rektör Hakkında Suç Duyurusu
Birleşik Kamu İş'e bağlı Büro İş Sendikası, İskilipli Atıf Hoca'yı mezarı başında anan Çorum Valisi Mustafa Çiftçi, İskilip Kaymakamı Muharrem Eligül, AKP Çorum Milletvekili Erol Kavuncu, Çorum Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın ve Hitit Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ali Osman ÖZTÜRK hakkında suç duyurusunda bulundu.
ASAYİŞ Haberi
Büro İş'ten Çorum Valisi, Belediye Başkanı, Kaymakam, Milletvekili, ve Rektör Hakkında Suç Duyurusu

 

Sendikanın Avukatı Uğur Yusuf Demir, İşgalcilerle işbirliği yapan ve vatana ihanet suçundan cezalandırılan İskilipli Atıf adlı şahsın mezarının Çorum Valisi, İskilip Kaymakamı, bir milletvekili ve bir üniversite rektörü tarafından ziyaret edilmesinin,

 

 

"şehit" olarak anılmasının demokratik, laik bir Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nde tasavvur dahi edilemez bir olay olduğunu belirttiği suç duyurusunu, Çorum Cumhuriyet BBaşsavcılığına teslim etti.


Avukat Uğur Yusuf Demir, adı geçen kamu görevlilerinin ve bu suça iştirak edenlerin,  Anayasayı İhlâl (5237 sayılı TCK 309)


Görevi kötüye kullanma (5237 sayılı TCK 257),Suçu ve suçluyu övme (5237 sayılı TCK 215) ve Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret (5816 sayılı Kanun 1, 2) maddeeleri gereğince cezalandırılmasını istedi.

 

İskilipli Atıf Hoca ve eylemlerinin teraldığı şikayet dilekçesinin sonunda şu ifadelere yer verildi:

 

İskilipli Atıf, II. Abdülhamit döneminde de memleket zararına eylemlerde bulunmak suçundan dönemin şeyhülislamı tarafından Bodrum'a sürgün edilmiştir. Bodrum'da bir süre ikamet eden İskilipli Atıf, başkasının pasaportu ile gizlice Kırım'a kaçmış,
meşrutiyetin ilanı ile birlikte İstanbul'a dönmüştür. Sonrasında da 31 Mart İsyanında tutuklanmış, sonrasında da Mahmut Şevket Paşa suikastinden sorumlu tutularak Sinop'a sürgün edilmiştir. Buradan Çorum'a, sonrasında Boğazlayan'a ve sonrasında da Sungurlu'ya sürgün edilmiştir.

1919'da ise milli mücadele döneminin başlaması ile Teâli-Î İslâm Cemiyeti'nin başına geçen Atıf tarafından 26 Eylül 1919'da Milli Mücadele karşıtı bir bildiri yayımlanmış ve bildiride, Kuvayı Milliyecilere “adi eşkıya”, “deli”, “cani”, “kudurmuş haydutlar” ve “aldanmışlar” şeklinde hakaretler yağdırılmıştır. Yine Teâli-Î İslâm Cemiyeti, 26 Ağustos 1920'de milli mücadele karşıtı çok ağır bir bildiri daha yayımlamış, İşte bu ihanet bildirisi 30 Ağustos 1920'de Yunan uçakları ile Anadolu'nun dört bir yanına atılmıştır.


Yine Ağustos 1920'de İskilipli Atıf ve Teali İslam Cemiyeti, bir “ihanet bildirisi” daha hazırlayarak kurtuluş ve hürriyet için mücadele eden milleti “Kuvayı Milliye eşkıyasını ortadan kaldırmak için yemin etmeye” davet etmiştir. 25 Kasım 1925 sonrasında şapka devriminin kabulünün ardından ise, şapka devrimi öncesinde "Şapka takmak küfürdür" diye kitap yazan, "Müslümanlar dinlerine, kalpleriyle ve dilleriyle olduğu kadar feslerinin sarığı ve püskülü ile de bağlı olmalıdırlar. Bu bağı bozmak düpedüz dinsizliktir, küfürdür!" diyen İskilipli Atıf İstiklâl Mahkemesi'nde yargılanmış ve şapka karşıtı kitap yazmaktan değil, halkı Cumhuriyete karşı isyana ve irticaya teşvikten ve başkanı olduğu cemiyetin Milli Mücadele'deki ihanet bildirilerinden yargılanmıştır.


Sonuçta, Ankara İstiklal Mahkemesi zabıtlarında yer alan 3 Şubat 1926 tarihli kararla halkı isyana ve irticaya teşvikten ve Milli Mücadele'de başkanlığını yaptığı Teali İslam Cemiyeti'nin ihanet bildirilerini Yunan uçaklarıyla Anadolu köylerine
attırmaktan Ceza Kanunu'nun 55. Maddesi gereğince “anayasayı tağyir” suçundan idama mahkum edilmiştir. 


İşgalcilerle işbirliği yapan ve vatana ihanet suçundan cezalandırılan İskilipli Atıf adlı şahsın mezarının Çorum Valisi, İskilip Kaymakamı, bir milletvekili ve bir üniversite rektörü tarafından ziyaret edilmesi, "şehit" olarak anılması demokratik, laik bir Hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyeti'nde tasavvur dahi edilemez bir olaydır.


Bununla da yetinilmemiş; Çorum Valiliği, anmayı "İskilipli Mehmet Atıf Hoca şehadetinin 95. yıldönümünde mezarı başında dualarla anıldı" notuyla sosyal medyada paylaşmakta da herhangi bir beis görmemiştir.


Yine Çorum Milletvekili Erol Kavuncu, “İskilipli Atıf Hoca, talimatla kurulan, idam mangaları, sabıkalı İstiklal Mahkemeleri’nin verdiği karar neticesinde haksız ve hukuksuz bir şekilde idam ediliyor. Vatanı, milleti, inancı uğruna canını feda eden Atıf Hoca’yı zulmen idam eden zihniyetin bir özür borcu vardır” söyleminde bulunmuştur.


Kendi Anayasasını tanımayan, hukuku tanımayan zihniyetin tarih bilincinin de bu derece kötü durumda olduğunu görmek büyük üzüntü verici bir durumdur. Öyle ki; halkı isyana ve irticaya teşvikten ve Milli Mücadele'de başkanlığını yaptığı
Teali İslam Cemiyeti'nin ihanet bildirilerini Yunan uçaklarıyla Anadolu köylerine attırmaktan ceza alan İskilipli Atıf, demokrasi şehidi ya da düşünce özgürlüğü suçlusu gibi lanse edilmeye çalışılırken; asgari tarih bilincinden yoksun bu önemli
mevkilere gelebilmiş kişilerin söylemlerinin "şapka devrimine karşı çıktı diye asıldı" şeklinde vücut bulması son derece manidardır. 


Son derece basit bir bilgi taraması ile İskilipli Atıf'ın şapka devriminden yaklaşık 2 sene önce yazdığı kitap nedeniyle asıldığı gibi bir algı propagandası yapan zihniyet, kendi tarihine dahi şaşı olduğunu ortaya koymaktadır.


Oysa İskilipli Atıf, 2. Abdülhamit döneminde de memleket zararına eylemlerde bulunmak suçundan dönemin şeyhülislamı tarafından Bodrum'a sürgün edilmiş; buradan başkasının pasaportu ile gizlice Kırım'a kaçmış, meşrutiyetin ilanı ile birlikte
İstanbul'a dönmüş; 31 Mart İsyanında tutuklanmış, sonrasında da Mahmut Şevket Paşa suikastinden sorumlu tutularak Sinop'a, Çorum'a, sonrasında Boğazlayan'a ve sonrasında da Sungurlu'ya sürgün edilmiş bir kişiliktir.


Dahası, "Müslümanlar dinlerine, kalpleriyle ve dilleriyle olduğu kadar feslerinin sarığı ve püskülü ile de bağlı olmalıdırlar. Bu bağı bozmak düpedüz dinsizliktir, küfürdür!" diyen İskilipli Atıf'ın şapka devrimine karşı çıktı diye asıldığını ileri
sürmek de apaçık bir cehalettir.

 

Şüphelilerin eylemi, Milli Mücadele ve Cumhuriyete alenen bir meydan okuma olarak meydana gelmiştir. 

1982 Anayasasının 2. maddesi ile Türkiye Cumhuriyetinin temel niteliği “hukuk  devleti” olarak tayin edilmiştir. “Hukuk devleti; insan haklarına saygı gösteren ve bu  hakları koruyucu adil bir hukuk düzeni kuran ve bunu devam ettirmeye kendini
zorunlu sayan ve bütün faaliyetlerinde hukuka ve Anayasaya uyan devlettir.”


Şüpheliler, eylemleri ile ve sonrasında da basın yayın kuruluşları aracılığı ile beyan ettikleri çerçevede ikraren kabul etmekte bir sakınca görmedikleri eylemlerini savunmaya devam etmişler ve Anayasayı İhlâl, Görevi kötüye kullanma, Suçu ve
suçluyu övme ve Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret suçunu işlemişlerdir.

 Adı geçen ve sorumlulukları tespit edilecek diğer şüpheli/şüpheliler hakkında gereğini saygı ile arz ve talep ederiz."

Kaynak: (KHA) - Karadenizhayat Editör: Coşkun ÖZBEK
Etiketler: Büro, İş'ten, Çorum, Valisi,, Belediye, Başkanı,, Kaymakam,, Milletvekili,, ve, Rektör, Hakkında, Suç, Duyurusu,
Yorumlar
Haber Yazılımı