Haber Detayı
09 Şubat 2019 - Cumartesi 12:41 Bu haber 387 kez okundu
 
İNSANLARIN AKILLARI İLE OYNAMAKLA NEREYE KADAR?
Atalarımız yalanla iman bir arada durmaz demişler. Ancak; iki Müslümanın arasını düzeltebilmek için; ifadesinde günah olmamak kaydı ile beyaz yalan söylenmesine inancımız izin vermiştir.
SİYASET Haberi
İNSANLARIN AKILLARI İLE OYNAMAKLA NEREYE KADAR?

 

 

Hatta can korkusu söz konusu olunca; kalbinde bir hastalık olmamak kaydı ile lisanen inancını inkâr etmeye bile izin verilmiştir ve asr-ı saadette bunun örnekleri vardır.

12 Eylül darbesi sonunda gözaltına alınan insanların “silahı olan birisini ihbar etmesi hususunda zorlandıkları, bunun için ağır işkenceler tabi tutuldukları, işkenceyi hızla giden arabadan defalarca atacak kadar ileri götürdükleri” o günleri yaşayanlar tarafından kaleme alınan kitaplarda yazıldıve anlatıldı. İnanç yapısı sağlam olanların her türlü işkenceye rağmen hiç kimseyi haksız yere itham etmedikleri yine bilinenler arasında.

Herhangi bir zorunluluğu olmadığı halde; kendi menfaati için yalan konuşmak ve yalanlarını iftira boyutuna taşımak her şeyden önce ruhsal bir hastalık veya iman zaafiyetidir. Merhum Akifi’in “Hani inanmam, dünyada görsem de gözümle/ İmanı olan kimse gebermez bu ölümle” dediği gibi; insanın içinde beslediği bu hastalıkla imanını koruyabilmesi çok zordur.

Hiçbir zorlama veya baskı yok iken; sadece siyasi menfaat sağlamak, gerçekle alakası olmayan varsayımlarla insanların akıllarını çelmek, oylarını almak ve çıkar elde etmek için iftira ve yalan beyanda bulunmak İslâm inancı ile asla bağdaşmaz.

Başkalarına iftira atacak boyuttaki ruhsal rahatsızlık: sıradan bir vatandaşı  kamuoyu nezdinde itibarsızlaştırır, bilim adamının ilmi kariyerini zedeler, siyaset ve devlet adamının güvenilirliğini sorgulanır hale getirir.  

Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Karamollaoğlu ısrarla “Yerel seçimlerde biz hiçbir parti ile ittafak yapmayacağız” demesine rağmen, Adalet ve Kalkınma Partisinin Sayın Genel Başkanının milyonların karşısına çıkıp Saadet Partisinin HDP ile ilişkisinden söz etmesi; yaptırmakta olduğu anketlerin sonucundan ileri gelen ruhsal gerilimin neticesi olarak izah edilebilir. Bir de “Saadet Partili kardeşlerimin bu oyunu bozacağına inanıyorum” ifadesi, karalama furyasının arka plânını ortaya koymaktadır. 

Sayın Genel Başkan; Sizler: Milli Görüş lideri Prof Dr. Necmettin Erbakan’ı terk ederek yalnızlaştırdığınızda, Milli Görüş bir üniforma ise biz o gömleği çıkardık dediğinizde ve terör devleti İsrail’in devlet başkanı Şimon Perez’i TBMM de konuşturduğunuzda Saadet Partililerle olan kardeşlik bağlarını dinamitlediniz. 

Şimdi yapmanız gereken şey; varsayımlarla toplumun aklını çelmeye çalışmak değil, başınızı iki ellerinizin arasına alıp  “Nerde yanlış yaptım” sorusunu kendinize sormak ve nefsinizi hesaba çekmek olmalıdır.

Allah’a (c.c.) ve O’nun hükümlerine teslim olmak her kul için tek çıkar yoldur.  Kardeşlerim diyerek bizlerden birilerinin aklını karıştırma zamanı çoktan geçti. Bütün bunlara rağmen; birilerinin aklını çelseniz bile, herşeyden Hakkı ile haberdar olan Allah’ı (c.c.) kandıramazsınız.

Sonunda hepimizin dönüşü O’ na olacaktır. 08. 02. 2019

Nuri BAŞAR

 

 

 

 

Kaynak: (KHA) - Karadenizhayat Editör: Birsen KALKAR
Etiketler: İNSANLARIN, AKILLARI, İLE, OYNAMAKLA, NEREYE, KADAR?,
Yorumlar
Haber Yazılımı