Haber Detayı
01 Mayıs 2022 - Pazar 15:37 Bu haber 607 kez okundu
 
Samsun'da TÜRK-İŞ,DİSK, KESK,TMMOB ve TTB'den 1 Mayıs Kutlaması
Samsun'da TÜRK-İŞ,DİSK, KESK,TMMOB ve TTB , nin duzenledigi 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü yoğun katılımla kutlandı.
SİVİL TOPLUM Haberi
Samsun'da TÜRK-İŞ,DİSK, KESK,TMMOB  ve TTB'den 1 Mayıs Kutlaması

TÜRK İŞ- KESK – DİSK- TTB ve TMMOB’un düzenlediği  1 Mayıs  İşçi ve Emekçilerin Birlik ve Dayanışma Günü kutlamaları son yılların en yoğun katılımına sahne oldu.

 

Öğle saatlerinden itibaren Ray Apartmanı önünde toplanan katılımcılar Cumhuriyet Caddesi üzerinden Cumhuriyet Meydanı’na kortejler oluşturarak yürüyüşe geçtiler.

Polisin yoğun güvenlik önlemleri aldığı yürüyüş sonunda katılımcılar Cumhuriyet Meydanı’nda yerlerini aldılar.

Burada katılımcı kuruluşlar adına konuşma yapan                                                                                                                          

KESK Dönem Sözcüsü ve Tüm Belsen Samsun Şube Başkanı Suat Yıldız, hayatlarını kaybeden işçiler için saygı duruşuna davet etti.

Saygı duruşunun ardından konuşmasına devam eden Suat Yıldız, bu organizasyonun, TÜRK İŞ- KESK – DİSK ve TMMOB’un birlikte hareket ettitiği Türkiye’deki ilk kutlama olduğunu belirterek,  Şu sözlere yer verdi: 

Birlikte Değiştireceğiz!

İlk kez 1856’da Avustralya’nın Melbourne kentinde, Melbourne Üniversitesi’nden Parlamento binasına 8 saatlik iş günü için yürüyen taş ve inşaat işçilerine,

1 Mayıs 1886’da Amerika’da 12 saat ve haftada 6 gün olan çalışma takvimine karşı, 8 saat çalışma talebiyle iş bırakan o yıllarda siyahlara kapalı olan bütün parkları 500 bin kişiyle işgal eden, üzerlerine ateş açılarak öldürülen ve idam edilen işçi önderlerine,

1890’da 1 Mayıs işçi sınıfının Uluslararası Birlik Mücadele ve Dayanışma Günü’nü ilan eden II. Enternasyonale,

1920 yılında TBMM’nin açılışından 8 gün sonra İstanbul’da, İşgal İdaresi ve Osmanlı Hükümeti’nin yoğun baskısına rağmen, Haliçten Beyoğlu’na kadar Tam Bağımsız Türkiye pankartı ile yürüyen kahraman işçilere,

1977 yılında 1 Mayıs Taksim Meydanı’nda katledilen işçilere ve bugün bu alanı dolduran siz işçi ve emekçilere selam olsun! Bu mücadele 166 yıldır devam eden bir mücadeledir.

Sizleri TÜRK-İŞ, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB adına saygıyla selamlıyorum.

Bugün 1 Mayıs!

Bugün; yoksulluk sınırı altında, aldığı ücretleriyle ve iş güvencesi, işverenin iki dudağı arasında olan, kara tahtanın önünde ev kirasını, elektrik, su, doğalgaz faturalarını, çocuğunun kreşini, okul, yol, pazar ve market harcamalarını düşünerek ders anlatma durumu içerisinde olan eğitimcilerin… Hastane acillerinde hasta yakınları tarafından darp edilen, öldürülen, salgın ve bulaşıcı hastalıklarla mücadele eden sağlıkçıların… Yoğun iş yükü altında çalışan büro çalışanlarının, ülkeyi geleceğe hazırlayan teknisyen, tekniker, mühendis ve mimarın, kor ateş karşısında çeliğe can veren, 50 derece sıcakta yol yapan, eksi 30 derece soğukta karla mücadele eden, çöpleri toplayan, elektriği, suyu, gazı, telefonu, postayı kapımıza getiren, mevsimlikte olsa 3 kuruş ekmek parası için köyünü, şehrini bırakıp başka illere göç eden tarım işçilerinin… Nasırlı ellerin, açlık sınırı altında ücret alan, iş güvencesi, sendikası olmayan, emekleri alabildiğine sömürülen, ülke sanayisinin bel kemiği olan  ve sayıları 10 milyona dayanan asgari ücretlilerin… Üniversiteyi zor şartlar altında bitirmiş atanamayan öğretmenlerin, üniversite mezunu işsizlerin ve en kötüsü hayatını bu ülkenin geleceği için harcamış açlık sınırı altında ücret alan, yaşamak için boğazını bile zor doyuran emeklilerimizin bayramı olmasını isteriz.

İşte bugün 1 Mayıs!

İşçinin, Emekçinin Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü. Bugün henüz bayram değil! İşçinin emekçinin birliği, mücadelesi ve dayanışması birleşik mücadeleye dönüştüğünde ve çalışma yaşamına ilişkin taleplerimizin karşılandığı gün, 1 Mayıs işte o gün bayram olacak ve bayram gibi kutlanacaktır.  

Ülkemizde milyonlarca işçi ve emekçi, Uluslararası Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’a gittikçe ağırlaşan sorunlarla girmiştir.

Biz emekçiler ve emekliler olarak, bizlerin yaşadığı sorunlar 84 milyonluk nüfusun 99’nun yani esnafın, çiftçinin üreticinin yaşadığı sorunlardan bağımsız değildir.

Öncelikle iktidarın emek karşıtı politikalarından nemalanan bir avuç mutlu azınlığın dışında kalan herkesin her geçen gün daha fazla yoksullaştığı gerçeğinin altını kalın çizgilerle çiziyoruz.  Yoksulluk, ailelerimiz ile birlikte toplumun 40 milyonluk bir kesimini oluşturan emekçilerin ve emeklilerin de uzunca bir süredir en temel sorunu olmaya devam etmektedir.

Bir ülkede refah durumunu görmenin en kolay yolu o ülkedeki yasal en düşük ücrete yani asgari ücrete ve diğer ücretlerin asgari ücret karşısındaki durumuna bakmaktan geçmektedir. Buna göre tüm ücret gelirleri son yirmi yılda asgari ücret seviyesine daha fazla yaklaşmıştır. Bugün neredeyse her iki çalışandan biri asgari ücretli haline gelmiş, dolayısıyla Türkiye tam anlamı ile bir asgari ücretliler ülkesine dönüşmüştür.

TÜRK-İŞ, DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’in araştırma birimlerinin ortalaması dahilinde TÜİK tüketim sepetini baz alarak yaptığı araştırmaya göre dört kişilik bir ailenin açlık sınırı Mart 2022 itibari ile 5 bin 119 TL’ye yoksulluk sınırı 16.674 TL’ye ulaşmıştır. Yaklaşık on milyon asgari ücretli aldığı 4.253 TL ücretle çoktan açlık sınırının altında kalmıştır. Ortalama bir kamu emekçisi ve işçisinin maaşı ise 6.623 TL’dir. Asgari ücretle çalışıp emekli olanların emekli maaşları ise açlık değil sefalet sınırındadır.  Yine kamudan emekli olanların maaşları ise 4.674 TL civarındadır.

Ülkede hiç kimsenin inanmadığı TÜİK verileri bile genel enflasyonun son bir yılda 61,14, gıda enflasyonun 70,33, ulaştırma enflasyonunun 99,2, son üç aylık enflasyonun 22,8 arttığını göstermektedir. Oysa son bir yılda bizim maaşlarımızda yaşanan artış 32’te kalmıştır.  İşte bu noktada tüm çalışanlar ya açlık sınırı yada yoksulluk sınırının altında ücretlerle çalışmaktadırlar.

Bu durumda:

  • Sadece son bir yıl içinde maaşlarımızda yaşadığımız reel kayıp TÜİK enflasyonu karşısında bile ortalama 29’a ulaşmıştır.

  • Ocak itibari ile 6.623 TL olan ortalama kamu emekçisi maaşının alım gücü Nisan ayı başı itibari ile 1.510 TL azalarak 5.113 TL’ye düşmüştür.

 

Değerli Basın Emekçileri,

Bugün çalışma yaşamının gittikçe daha güvencesiz hale getirilmesi tüm işçiler, emekçiler gibi bizim de en temel sorunumuz olmaya devam etmektedir.  Kamuda istihdam parçalanmış, güvenceli-kadrolu istihdamın yerini süreli, süresiz, kadro karşılığı sözleşmeli, ücretli, vekil, gibi güvencesiz istihdam çeşitleri almıştır.

İstisnai bir istihdam olması gereken sözleşmeli istihdam ve asgari ücretli çalışma, eğitim ve sağlık alanı başta olmak üzere neredeyse tüm asli ve sürekli hizmetleri de kapsar hale gelmiştir.

  • Kamuda istihdam edilen her 100 kamu emekçisinden 15’i sözleşmeli, 40’ı asgari ücretli personeldir.

  • KİT’lerde istihdam edilen işçi ve kamu emekçisi toplamı, her iki kamu personelinden biri ise sözleşmeli personeldir.

 

  • “Özel kanunu bulunan kuruluşlar” başlığı altında yer alan TRT, PTT, TÜRKSAT A.Ş., MKE A.Ş. gibi kamu kurumlarında çalışan işçi ve kamu emekçisi her dört personelden üçü sözleşmeli personeldir.

Tüm kamu alanında güvencesiz istihdam temelinde, düşük maaşlar-ücretler karşılığında, angarya çalışmaya dayalı yeni bir emek sömürüsü rejimi yaratılmıştır.

Başta kadınlar olmak üzere, on binlerce sözleşmeli emekçi tayin hakkından görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavlarına girme hakkına, kademe-derece ilerlemesi hakkından tazminatlardan ve ek ödemelerden eşit yararlanma hakkına kadar pek çok haktan mahrum bırakılmaktadır.

Bunlara ek olarak kamuda kariyer ve liyakat tamamen ayaklar altına alınmıştır. Hemen her kamu kurumuna alımda ve görevde yükselmede getirilen mülakat sistemi ile torpilin, kayırmanın, kadrolaşmanın kapısı sonuna kadar açılmıştır. İşçi alımlarında ise iktidar partisinin referansına göre alımlar yapılmaktadır.

Tekrar altını çiziyoruz. Bugün tarihimizin en derin krizlerinden birisini yaşıyoruz.  Türkiye dünyada en yüksek enflasyona sahip ülkeler sıralamasında sekizinci sıraya yerleşmiştir. Enflasyonu Türkiye’den yüksek olan ülkeler Venezuela, Sudan, Lübnan, Suriye gibi ya ambargo uygulanan ya da yıllardır savaş sahasına dönmüş ülkelerdir.

Buna rağmen mevcut iktidar halkın yaşadığı hayat pahalılığını engellemeye dönük hiçbir adım atmadığı gibi, hepimizle dalga geçen açıklamalar yapmaya devam etmektedir.

Tüm bunlar da yetmezmiş gibi “TL korumalı mevduat sistemi” ve köprü, oto yol, hava limanı, şehir hastanelerine sağlanan hazine garantileri başta olmak üzere yoksul halkın, emekçilerin cebinden alıp zenginlere, yandaşlara, beşli çeteye kaynak transferi tam gaz sürdürülmektedir.

Öte yandan bugün ülkede kriz sadece ekonomi alanında değil, siyasi, ekonomik, sosyal alanda da gün geçtikçe derinleşen çoklu bir kriz yaşanmaktadır. Bizler bu güne kadar hava durumunu meteorolojiden, yol durumunu karayollarından, sosyolojik ve ekonomik verileri TÜİK’ten almaya alışmışken, ülkede yeni bir ekonomik ve iktisadi veri birimi çıktı; artık ülkenin ekonomik ve iktisadi verilerini sayın bakan NEBATİ’nin gözlerinden alacağız.

Bugüne kadar yaşanan her krizde fatura yoksullaştırılan halka ve emekçilere kesilmiştir. Ülkeyi yönetenler her seferinde “faiz lobisi, dış güçler”  gibi bahanelerin arkasına saklanmıştır.

Bugün ise Rusya’nın Ukrayna’ya müdahalesi ülkemizdeki ekonomik krizin bahanesi haline getirilmek istenmektedir. Rusya-Ukrayna savaşı öncesinde Türkiye’de her şey güllük gülistanlıkmış gibi açıklamalar yapılmakta, iki emperyalist blok arasında süren savaş yeni zamların dayanağı haline getirilmek istenmektedir.

Bunun için iktidar sözcüleri hemen her gün “Küresel ölçekte bir kriz var. Gelişmiş ülkelerde bile enflasyon rekor kırıyor” benzeri açıklamalara imza atmaya devam etmektedir.

Oysa bir ülkede yaşanan ekonomik krizin şiddetini belirleyen o ülkenin dışarıya bağımlı olma derecesidir.  Ne yazık ki yıllardır siyasi iktidarın hayata geçirdiği sermaye yanlısı, emek ve doğa düşmanı politikalar sonucunda ülkemiz hemen hemen her alanda dışarıya bağımlı hale getirilmiştir.

Bugün yaşadığımız her fahiş zammın arkasında özelleştirme talanı ile yaratılan bu bağımlılık yatmaktadır. PETKİM’den TÜPRAŞ’a, SEKA’dan TEKEL’e, TEDAŞ’dan SÜMERBANK’a, yem fabrikalarından, limanlara, şeker fabrikalarına kadar hepimizden alınan vergilerle kurulan tüm kamu işletmeleri özelleştirme adı altında, yok pahasına yabancı ve yerli sermayeye satılmıştır.

Geldiğimiz noktada ülkeyi ucuz emek cennetine çevirerek uluslararası mali sermayenin yağmasına açan, tamamen borçlanmaya, dış finansmana, ranta, spekülasyona, betonlaşmaya dayalı ekonomik model çökmüştür.

Bu ülkenin işçileri, emekçileri bugüne kadar fazlası ile fedakarlıkta bulunmuştur. Ama bu fedakarlığın karşılığı hep daha fazla açlık, yoksulluk ve daha fazla işsizlik, daha anti demokratik bir yönetim, daha fazla baskı olmuştur

Vakit, “Krizleri, savaşları biz yaratmadık, faturasını da biz ödemeyeceğiz” deme, yoksulluğa, sömürüye, güvencesizliğe ve savaşa karşı taleplerimize sahip çıkma, emeğin mücadelesini büyütme vaktidir.

Biz:

  • Yargısı, üniversiteleri, ekonomisi, siyaseti özgür, eşit ve adaletli bir sistem istiyoruz.

  • Ekonomik krizlerin, salgınların faturasının emekçilere yıkılmadığı, kimsenin cinsiyetinden, kimliğinden, inancından dolayı ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmediği bir ülke istiyoruz.

  • Sendikal hak ve özgürlüklerin, hak arama yollarının önünün açıldığı, grevlerin yasaklanmadığı, haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen KHK’lıların işine geri döndüğü demokratik bir çalışma yaşamı istiyoruz.

  • Dünyanın neresinde olursa olsun emperyalistlerin çıkarları adına sürdürülen savaşlara, çatışmalara hayır diyoruz.   Halkların kardeşliğini, emeğin birliğini sağlayacak adımların atıldığı, eşit yurttaşlığın, barış ve kardeşliğin hakim olduğu bir memleket ve dünya istiyoruz.

  • Kadınlara yönelik şiddet, taciz ve tecavüzün son bulmasını, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ortadan kaldırılmasını, İstanbul Sözleşmesinin feshinin iptal edilip, 190 sayılı ILO sözleşmesinin imzalanmasını istiyoruz.

  • Maaşlarımızın-ücretlerimizin insanca yaşamaya yetecek bir seviyeye yükseltilmesini, herkese güvenceli istihdam sağlanmasını, tüm güvencesiz çalıştırma biçimlerine son verilmesini istiyoruz.

  • Laik, demokratik bilimsel bir eğitim, parasız, nitelikli, ulaşılabilir bir sağlık hizmeti istiyoruz.

  • Emeklilikte yaşa takılanların (EYT) emeklilik haklarının verilmesini istiyoruz.

  • Yıllardır başarılı olarak çalışan, bilgi, beceri ve deneyimleri ile işyerine faydalı işçilerin kadroya alınmasını ve yıl boyu kesintisiz çalışmalarını istiyoruz.

  • Kamuda taşeron çalıştırmanın sonlandırılmasını, bu kapsamda KİT’lerde çalışan, bazı özel bütçeli kuruluşlarda çalışan, ihale şartnamesinde personel sayısı belirtildiği halde, işçilik maliyetinin yaklaşık maliyetin yüzde 70’in altında kalan ihale usulüyle çalıştırılan taşeron, (kiralık araç şoförleri, yemekhane çalışanları, diş protez çalışanları…); çağrı merkezi hizmetlerine ilişkin ihalelerde çalıştırılan, danışmanlık ihaleleri kapsamında çalıştırılan, mal alım ihaleleri kapsamında çalıştırılan, yapım işi (anahtar teslim iş) ihaleleri kapsamında çalıştırılan, hastane bilgi yönetim sistemi hizmeti ihalesi kapsamında çalıştırılan çalışanlarımızın yıllardır bekledikleri kamuda daimi işçi kadrosuna alınarak sendikal güvenceye kavuşturulmasını istiyoruz.

  • Kamuda kadroya alınan işçilere tayin hakkı verilmesini, zorunlu emekliliğe sevk edilmemesini istiyoruz.

  • Tüm çalışanlara 3600 ek gösterge verilmesini istiyoruz.

  • Tüm tüketim maddelerine yapılan zamların geri alınmasını, faturaların tüm vergilerden muaf tutulmasını istiyoruz.

  • Tüm yükü emekçilerin sırtına yıkan vergi adaletsizliğine son verilmesini istiyoruz.

  • Kamu Özel İş birliği Projelerinin, Döviz Garantili İhalelerin sonlandırılmasını istiyoruz.

 

Kısacası biz büyük halk ozanı Nazım Hikmet’in dizelerinde olduğu gibi bir memleket, “Gündüzlerinde sömürülmeyen, gecelerinde aç yatılmayan” bir memleket istiyoruz.

20 yıldır ülkeyi yönetenler ve tüm yetkileri tek kişide toplayanlar sorumluluktan kaçamaz. Ülkenin kanayan sorunlarını kendi dışındaki herkese ve her şeye bağlayan bir yönetim anlayışına artık yeter diyoruz. Biz işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, tüm sömürülenler, yoksullaşanlar ve ezilenler olarak, bu düzeni değiştirme, 84 milyonun insanca yaşayacağı bir ülkeyi inşa etme gücümüz var.

Buradan bir kez daha tüm emekçileri ve halkımızı her yanından lime lime dökülen bu bozuk düzeni “Birlikte Değiştirmeye”, insanca bir yaşam, güvenceli bir iş, güvenli gelecek için bugün ve bundan sonra da omuz omuza mücadeleye davet ediyoruz.

YAŞASIN 1 MAYIS!

TÜRK İŞ – DİSK - KESK - TMMOB - TTB

Katılımcı Örgütler Adına

Suat YILDIZ

TÜM BEL-SEN Samsun Şube Başkanı

KESK Dönem Sözcüsü

 

 

                              

Kaynak: (KHA) - Karadenizhayat Editör: Birsen KALKAR
Etiketler: Samsun'da, TÜRK-İŞ,DİSK,, KESK,TMMOB, , ve, TTB'den, 1, Mayıs, Kutlaması, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı