Haber Detayı
14 Haziran 2019 - Cuma 20:21 Bu haber 493 kez okundu
 
Samsun Eğitim Sen, Eğitim Sistemindeki Sorunları açıkladı:
Eğitim Sen Samsun Şube Başkanı İsmail Yavuz, 2018-2019 Eğitim Öğretim yılının Sona ermesi sonrasında Eğitim Sistemi'nde yaşanan sorunları düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı. .
EĞİTİM Haberi
Samsun Eğitim Sen, Eğitim Sistemindeki Sorunları açıkladı:


Süleymaniye Geçidi'nde bir basın açıklaması yapan Eğitim Sen Samsun Şube Başkanı İsmail Yavuz, 2018-2019 Eğitim Öğretim yılını değerlendirdi. 


ÖĞRETMENLER İTİBARSIZLAŞTIRILDI,EĞİTİM İNANÇ MERKEZLİ YAPILANDIRILIYOR 


2018-2019 ders yılında resmi ve özel öğretim kurumlarında öğrenim gören 18 milyona yakın öğrencinin yaz tatiline girdiği yaz tatiline girdiğini belirten İsmail Yavuz, "2018-2019 eğitim öğretim yılına damgasını vuran gelişme, AKP’nin siyasal-ideolojik hedeflerine paralel olarak hazırlanan ‘2023 Eğitim Vizyonu Belgesi’ olmuştur. Vizyon Belgesi kapsamında eğitim sisteminin bütün kademelerinin daha piyasacı ve ‘inanç merkezli’ olarak yeniden yapılandırılması söz konusudur. “Öğretmenlik Meslek Kanunu” üzerinden öğretmenlik mesleğinin rekabet ve performans ekseninde iyice itibarsızlaştırılması, okul yöneticiliğinin ‘işletmeci’ bir anlayışla profesyonelleştirilmesi …. gibi gündemler, ortaöğretim sisteminde yapılan değişiklikler 2018-2019 eğitim öğretim yılında öne çıkan tartışma başlıkları olmuştur.


İkili öğretim, eğitimi özelleştirme adımları, kalabalık sınıflar, karma eğitim karşıtı uygulamalar, taşımalı eğitim, fiziki altyapısı yetersiz okullar bu yılda çözümsüz bırakılmıştır. Okullarda öğrenciler arasında ve öğretmenlere yönelik şiddet, öğrencilerin MEB eliyle dinci cemaat ve vakıfların siyasal istismarına açık hale getirilmesi, mülakata dayalı sözleşmeli öğretmenlik uygulaması, norm kadro ve tayinlerde yaşanan sorunlar,  ataması yapılmayan öğretmenler vb gibi sorunlar bu yıl da çözümsüz bırakılmıştır. " dedi.


KPSS'YE GİREN 100 ÖĞRETMENDEN 16'SININ ATAMASI YAPILIYOR


 Çocukların eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamadığını ifade eden İsmail Yavuz, " Çocuk yaşta evlenmenin önüne geçen adımlar atılmamaktadır. Yoksul, emekçi ailelerin çocukları başta olmak üzere, kız çocukları, kırsal kesimde yaşayan çocuklar; eğitim hakkından eşit koşullarda ve parasız olarak yararlanamamaktadır. Bu süreçte tek bir kadrolu öğretmen ataması yapılmazken, Nisan 2019 itibariyle MEB bünyesinde görev yapan sözleşmeli öğretmen sayısı 83 bin 366, ücretli öğretmen sayısı ise 92 bindir. MEB, öğretmen atamalarına mülakat kriteri getirerek öğretmen atamalarında siyasi torpil ve kayırmacılığı ön plana çıkarmıştır. 

 

       KPSS’ye giren her 100 öğretmenden sadece 16’sı öğretmen olarak atanırken, geriye kalan 84 işsiz öğretmen ya tekrar sınava girmek ya da başka alanlarda çalışmak zorunda bırakılmıştır. Ataması yapılmayan öğretmenlerin sayısı yaklaşık 450 bindir. 2003 yılında özel okulların resmi okullara oranı yüzde 2 iken, bugün bu oran yüzde 25’e çıkarak tüm zamanların rekoru kırılmıştır.   MEB Faaliyet Raporu verilerine göre ikili eğitim yapılan okul oranı yüzde 25,71’dir. Başka bir ifade ile Türkiye’de her dört okuldan birinde ikili eğitim yapılmaktadır.  MEB, yakın geçmişte devlet okullarını nitelikli okullar-niteliksiz okullar olarak sınıflandırmış ve bu durum kamuoyunca günlerce tartışılmıştır. " diye konuştu.

  
    
TÜRKİYE'DE EĞİTİM CİDDİ BİR TEHDİT ALTINDA


2023 Eğitim Vizyon Belgesi’nde öğretmenlerin birbirine rakip haline getirerek bireysel performans sistemini hayata geçirmeye çalışan bir zihniyetin eğitim sisteminin sorunlarına kalıcı çözümler üretebilmesinin mümkün olmadığını söyleyen İsmail Yavuz, "  Eğitimde siyasal kadrolaşma uygulamaları yukarıdan aşağıya doğru organize bir şekilde gerçekleştirilmektedir. Okullarda yaşanan şiddetin artması, eğitim emekçilerine yönelik çeşitli saldırı ve tehditlerin (ihraç, açığa alma, sürgün vb) hız kesmeden sürmektedir. Okullarda yaşanan şiddetin giderek artması, Türkiye’de eğitimin çok ciddi bir tehdit ile karşı karşıya olduğunu göstermiştir. MEB’in mesleki eğitim ve İmam Hatip Lisesi temelli olarak şekillendirilen okullaşma politikası, öğrencilerin çoğunluğunun bu okullara gideceği veya gitmesi gerektiği ön kabulü üzerinden şekillendirilmektedir. Böylece, bir taraftan öğrencilerin sermayenin ihtiyaç duyduğu ucuz işgücü olarak üretim sürecine dâhil olması sağlanırken, diğer taraftan imam hatipleştirme politikaları üzerinden eğitimin dinselleştirilmesi ve siyasi iktidarın politik kitle tabanının genişletilmesi yönünde adımlar atılması hedeflenmiştir.

  
İmam Hatip Okullarında öğrenim gören öğrenci sayısında artış olması bu okulların öğrenciler ve velileri tarafından kendi doğallığında tercih edildiği anlamına gelmemektedir. Söz konusu artış çeşitli yönlendirme yöntemleri, seçeneksiz bırakma ve kamu yönetimi erkini bu doğrultuda kullanmanın sonucudur.
AKP döneminde altın çağını yaşayan dini cemaat ve vakıflar (TÜRGEV, ENSAR Vakfı, İHH, Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA), Hizmet Vakfı, Hayrat Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti, Birlik Vakfı, Muradiye Kültür Vakfı, Su Vakfı vb) başta değerli arazilerin bedelsiz tahsisi olmak üzere, kamusal kaynaklar dini vakıf ve cemaatlere aktarılması sonucunda eğitim alanında etkilerini her geçen gün artırmaktadır. 
Eğitim sistemi, eğitim biliminin en temel ilkelerinden, laik-bilimsel eğitim anlayışından hızla uzaklaştırılmıştır. MEB, eğitimde ‘inanç istismarına’ yol açan uygulamaları ile Türkiye’nin taraf olduğu “Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi” ne aykırı hareket etmeyi sürdürmektedir." şeklinde konuştu.

 

 MESLEK LİSELERİ VE İMAM HATİPLİSELERİNİN PAYI ARTIRILDI

 

Türkiye’de eğitime yapılan harcama oranıNIN  OECD ortalamasının yarısından az olduğunu belirten İsmail Yavuz açıklamasında şu görüşlere yer verdi: " Türkiye OECD ülkeleri arasında Meksika’dan sonra eğitime en az harcamanın yapıldığı ülke olmayı sürdürmektedir. Türkiye’de çocuk işçiliği kalıcı ve toplumsal bir sorun olmayı sürdürmektedir. 2018 yılının Çocuk İşçiliğiyle Mücadele Yılı ilan edilmesine karşın çocuk işçiliğini denetleme konusunda etkili bir politika yürütülmemiştir. Öğretmenlerin en temel ekonomik ve özlük haklarını geriye götürülmek istenmekte, iş güvencemiz yeniden tartışmaya açılmakta, bireysel performans ve rekabet kavramları üzerinden emeğimizi daha da değersizleştirecek düzenlemeler yapılmak istenmektedir.


7 BAKAN SİSTEM DEĞİŞTİRDİ, SORUNLAR ÇÖZÜLMEDİ

 

 MEB’in ideolojik bir tercihle uzun süredir yürüttüğü dönüşüm programı üzerinden meslek liseleri ve imam hatip liselerinin ortaöğretim içerisindeki payı sistematik biçimde arttırılmıştır. Öğrencilerin meslek liselerine, imam hatip liselerine ve açık liseye fiili olarak yönlendirilmesi, yoksul ailelerin çocuklarının hayatlarına camdan duvarlar örmüş, yükseköğretime geçiş sürecini daha baştan belirler hale gelmiştir. Yeni modelde, ilk lise yılındaki beden eğitimi ve spor, görsel sanatlar, müzik, sağlık bilgisi, trafik kültürü zorunlu ders olmaktan çıkarılmıştır. 17 yılı aşan AKP iktidarında görev alan 7 farklı bakan döneminde eğitim sisteminde bu kadar çok sistem değişikliği yapılmış olmasına rağmen sorunların çözülememesi, eğitim sisteminde sorununun sadece ‘model değiştirmek’ olmadığını göstermektedir. 

EĞİTİM SİSTEMİ YAP BOZ TAHTASINA DÖNDÜ


OHAL KHK’leri ile 135 bini aşkın kişi fişleme, müdür/kurum kanaati, sosyal medya paylaşımları, sosyal çevre soruşturması, sendika üyeliği, banka hesabı vb gibi normal koşullarda asla suç olmayan gerekçelerle kamudan ihraç edilmiş, hukukun temel ilkeleri ayaklar altına alınmıştır. Hukuki niteliği tartışmalı olan OHAL Komisyonu’nun, Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal kurumları olan mahkemeleri yok sayarak karar vermesi açık bir Anayasa ihlalidir ve suçtur.  

 

MEB, yıllardır yaptığı değişikliklerle eğitim sistemini yap-boz tahtasına çevirmiş, son olarak açıklanan yeni müfredat üzerinden öğrenci ve velilerin kafasını karıştırmak dışında eğitimde somut ve çözüme dayalı politikalar geliştirememiştir. Okulöncesi eğitimden başlayarak eğitim yatırımlarına, ders kitaplarının hazırlanmasından eğitim yöneticilerinin belirlenmesine; sınıf mevcutlarından eğitimin laik, bilimsel ilkeler doğrultusunda verilmesine, demokratik ve kamusal yönünün geliştirilmesine özen gösterilmelidir. Derslik, okul, öğretmen açıklarından eğitimin genel bütçe içindeki payına kadar, eğitimin hemen her alanında köklü bir değişime gereksinim vardır. 

 

Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okulöncesinden üniversiteye kadar bilimin değil, dini inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçilerinin, öğrenci ve velilerle birlikte kamusal, bilimsel, demokratik, laik ve anadilinde eğitim hakkı için mücadelemizi sürdüreceğimiz bilinmelidir."

Kaynak: (KHA) - Karadenizhayat Editör: Coşkun ÖZBEK
Etiketler: Samsun, Eğitim, Sen,, Eğitim, Sistemindeki, Sorunları, açıkladı:,
Yorumlar
Haber Yazılımı