Yazı Detayı
20 Mayıs 2019 - Pazartesi 14:42 Bu yazı 398 kez okundu
 
Asaletin ve zarafetin timsali Çerkesler...
Cemil Biçer
 
 

Büyük Çerkes sürgününün 155. sene-i devriyesi bugün :Öyküleri ile büyüdüğüm büyük sürgünümüzün yıl dönümü ,uykusuz bir gecenin sabahında ıssız kumsallarda soydaşlarımın gözyaşlarını bulmak için beyhude dolandım saatlerce ,içimde kontrol edemediğim bir heyecanın,bir hüzün dürtüsüyle Samsun'da 155 yıl önce vatanlarından koparılan atalarımın karaya çıktıkları yere geldim.

 

Sahilde ıslak kumlara oturup Karadeniz de zaman içi yolculuğa çıktım,Büyük büyük annemin anlattığı ve destanlara konu olmuş bir "ZAMAN",a kilitlendim :

 

Soçi limanından kucağında ikiz bebeleriyle sürüklenerek köhne bir Laz takasına bindirilen büyük babaannem o mahşer anını belleğine kaydetmemek için arkasına hiç bakmamış ta ki Ecips köyü gözden kaybolana değin.

 

Vatandan koparılışın ikinci günü bebeleri açlıktan ve iğrenç koşullardan ateşler içinde yanmaya başlamış huysuz büyük dedem Şpaşığo Kıtıj Smayl,den korkusuna sesini çıkaramayıp katmerli acısını içine gömen zavallı nenejim, ikiz kız bebelerinin birinin bu korkunç yolculuğa dayanamayıp ölmesi ile hırçın Karadeniz'in dalgalarının sesine karışan ağıdına başlamış ...

 

Thameteler kararıyla yavrucuk karadenize gömülmüş... "birinci ölümüm" derdi nenejim..."Birinci ölüşümdü o gün Setenayımın Karadenizin karanlık sularına gömülüşü" derdi.

 

Oysa sen ; 1864 baharında, bir mayıs sabahı o Laz takasına zorla bindirildiğinde ölmüştün,Kaf dağının kızıl saçlı prensesi. Sen 21 Mayısta Soçi limanında kanayan yüreğini kumlara Gömdüğünde ölmüştün...............

 

Babamın görevi dolayısıyla Karadeniz kıyısında bir kasabasında yaşıyoruz ,Büyük facianın üstünden tam bir asır geçmiş,kasabanın balıkçıları her av dönüşü en güzel balıklardan oluşan bir sepet bırakırlardı babaanneme ama bizim evde hiç balık pişirilmezdi ,oysa ben arkadaşlarımın evlerinde yediğim o güzel balıkların bizim evde de pişirilmesini çok istiyordum ama nedense hiç bir gerekçe söylenmeden o güzel gözlü balıklar çöpe atılırdı her seferinde,bütün ısrarlarıma rağmen hiç bir açıklama söylenmeksizin.

 

Babaannemin çok hasta olduğu -(sabahında ölmüştü zaten)-bir gece babaannemi bekleyen annem uyuyakalmıştı ben gece yarısı uyanıp nenejimin koynuna girdim bir deri bir kemik elleriyle okşadı beni içimde bir yara gibi büyüyen merakımı sordum ona,_"Babaanne biz neden balık yemiyoruz? diye yarı türkçe çoğu çerkesce fısıldıyarak -"balıklar benim ikiz kardeşimi yediler şakuray"- dedi ,veya dediğini sanıyorum kalktım yatağıma döndüm . Bunlar nenejimin son sözleriydi uyandığımızda herkes ağlıyordu.Nenejim ölmüştü!

 

Yüreklerinde acılarını yaşatmayı becerebilmiş bir ulusun çocuklarıdır ÇERKESLER kibar,zarif ve naiftirler. Yaşadıkları ülkeyi vatan kabul etmişlerdir.,ama 155 yıl önce koparıldıkları öz yurtları hep içlerinde kapanmamış bir yara olarak durmaktadır....1864 yılındaki tazeliği ve acısı ile.Bu ülkeyi kendi vatanları ile özdeşleştirmiş Çerkeslerin acılarını paylaşın değerli Çarşambalı hemşehrilerim.

 

Onlar sizi ve bu vatanı ve sizleri çok sevdiler, içlerinde büyütüp yaşattıkları yurt özlemini bu topraklara sahip çıkarak giderdiler,Kaf dağından koparılıp ayrıldıkları kardeşlerinin sevgisini sizleri severek giderdiler,Çerkesler bu toprakların mahzun çiçekleridir.

 
Etiketler: Asaletin, ve, zarafetin, timsali, Çerkesler...,
Yorumlar
Haber Yazılımı