Yazı Detayı
15 Şubat 2019 - Cuma 10:48 Bu yazı 492 kez okundu
 
GIDA FİYATLARI NİÇİN YÜKSEK?
Ünal IŞIKER
 
 

Büyük önder Atatürk “ Benim manevi mirasım akıl ve bilimdir” demiş. “Hayatta en hakiki mürşit ilimdir” sözüyle de bir ülkenin kalkınması için gerçek yol göstericinin bilim olduğunu anlatmaya çalışmıştır.

 

            Cumhuriyetin ilk yıllarında ülke kalkınması için akılcı yaklaşımlarla ve bilimsel yöntemlerle  sorunlar ve çözümleri ele alınmış,  ülke kalkınmasında önemli adımlar atılmıştır.

 

 Ulusal ekonominin temeli tarımdır diyen Atatürk,  kalkınmanın lokomotif gücü olarak tarım görmüş, Reji İdaresine ait sigara fabrikalarını özelleştirerek TEKEL’i kurmuş, Türk Tütüncülüğünün gelişmesini sağlamış, ülkenin şeker ihtiyacının karşılanması için şeker fabrikalarını kurarak pancar üretimini arttırmış, Sümerbank’ı kurarak dokuma sanayinin gelişmesini ve pamuk üretiminin artmasını sağlamıştır. Kooperatifçiliğe önem verilmiş üreticinin örgütlenmesini teşvik için 1935 yılında“Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu” çıkarılmıştır.

 

            Atatürk döneminde atılan adımlar  daha sonra  önemli gelişmelerle desteklenmiş ve ülkemiz dünyada kendi kendini besleyen 7 ülkeden biri durumuna gelmiştir.

 

            Türkiye 1980 yılından sonra kapitalizmin ağa babası olan ülkelerin ( çok uluslu şirketlerin) dayatması ile neoliberal ekonomi politikalarının etkisine sokulmuş, özellikle 2001 yılı ekonomik krizinin ardından bu politikaların acımasız bir şekilde uygulanması ile  tarımımız hızlı bir şekilde kan kaybetmeye başlamış, sonunda ülkemiz gıda ihtiyaçlarının karşılanmasında ithalata  bağımlı  bir duruna gelmiştir.

 

            Bugünün güncel konusu olan gıda fiyatlarının yüksekliği işte bu sürecin bir sonucudur. Bu süreci tersine çevirmeden, yapılan yanlışları bilimin ışığında masaya yatırıp kalıcı çözümler üretmeden gıda fiyatlarının düşmesini, tarımda dışa bağımlılıktan kurtulacağımızı beklemek hayaldir.

 

            Öncelikle şu soruların cevabının verilmesi gerekir:

 

            Türkiye’nin her şeyden önce Tarımsal üretimde bir planlaması var mıdır?  Ülkenin hangi ürüne ne kadar ihtiyacı var? Bunu ne kadar alanda kaç çiftçi ile üretebiliriz? Üretimi desteklemek için çiftçiye nasıl bir destek verilmelidir? Çiftçiyi toprakta tutabilmek için neler yapılmalıdır? Genç çiftçiler şehirde  asgari ücretle apartman görevlisi olmayı köyde oturmaya niçin tercih etmektedir?  

 

            Sebze ve meyve fiyatlarındaki artışın önlenmesi için bu hafta başlanan belediye kamyonları ile patates, soğan, domates satışının sorunun çözümüne katkısı olmayacağı açıktır. Sadece günü kurtarmaya yönelik palyatif bir çözümdür.

 

            Bugün gelişmiş ülkelere baktığımızda bu ülkelerin sanayide olduğu gibi tarımda da ileri gittiğini görürüz. Bu ülkeler gelişmişliklerini bilime önem vermelerine, sorunlarını çözmede bilimden azami ölçüde yararlanmalarına borçludur.

 

            1991 yılında çalıştığım bir dış kaynaklı proje için Almanya’ya gittiğimde  Bonn civarında sebze üreticileri birliğinin çalışmalarını izleme fırsatı bulmuştum. Çiftçiler ürettiği ürünleri birliğin soğuk hava depolu Hal’ine getiriyor. Ürünler kalite kontrolünden geçirildikten sonra teslim alınıyor. Çiftçi daha donra Birliğin Marketinden ihtiyacı olan şeyleri satın alıyor. Aradaki fark çiftçinin hesabına yatırılıyor. Birlik gelen ürünleri haftanın belli zamanlarında yaptığı açık arttırma ile marketler zincirine veya marketlere dağıtım yapan firmalara satıyor. Burada üreticinin ürün elimde mi kalacak., parasını alabilecek miyim  gibi bir derdi yok. Almanya bu tip bölgesel birlikler vasıtasıyla sebze ve meyve üretimini, hayvancılıkta da et süt üretimini planlıyor. Her birliğe belli üretim kotaları veriyor. Birlikler de üreticilere bir üretim kotası veriyor. Devlet  çiftçinin bu işten para kazanmasını sağlamak için her türlü desteği veriyor.

 

            Son 16 yılda Türkiye’yi tek başına idare eden AKP hükümetinin eline gelişmiş ülkeleri örnek alarak Tarımın temel sorunlarını  çözme konusunda önemli bir fırsat geçmişti. Ancak maalesef çiftçiyi üretimden vazgeçiren, ithalatı ön plana çıkaran önemli yanlışlıklar yapıldı. TEKEL özelleştirildi. Sigara Fabrikaları yabancılara satıldı. Şu anda marketlerde tek bir Türk sigarası yok. Geçen yıl şeker fabrikalarının özelleştirilmesi ise bu yanlışların son halkası oldu.

 

            Ülkeyi yönetenlerin en önemli görevlerinden biri halkın gıda güvenliğinin sağlanmasıdır. Bunun içinde her şeyden önce ihtiyaç duyulan ürünlerin ülke içinde üretilmesi için gerekli önlemlerin alınmasıdır. Bugün gelinen noktada kuru fasulyenin, mercimeğin hatta samanın bile yurt dışından ithal edildiği bir ülke durumuna nasıl geldiğimizin sorgulanması gerekir.

 

            Son bir yılda çiftçinin kullandığı mazot, zirai ilaç ve gübre fiyatı 80-100 artmış, maliyetini karşılayamayan çiftçilerin bir kısmı üretimden vazgeçmiş, gıda fiyatlarını kim arttırıyor diye suçlu aranıyor.

 

            Evet sormak gerekir. Suçlu kim?

           

           

 

 
Etiketler: GIDA, FİYATLARI, NİÇİN, YÜKSEK?,
Yorumlar
Haber Yazılımı