Haber Detayı
21 Nisan 2022 - Perşembe 15:59 Bu haber 412 kez okundu
 
Eğitim Gerici Vakıf Ve Derneklerin İdeolojik Arka Bahçesine Dönüştürüldü
Eğitim Sen Samsun Şube Başkanı Arzu Topaloğlu,eğitimin hızla siyasallaştırıldığını, okulların cemaatçi- gerici vakıf ve dernekler eliyle ideolojik bir arka bahçeye dönüştürüldüğünü söyledi.
SİVİL TOPLUM Haberi
 Eğitim Gerici Vakıf Ve Derneklerin İdeolojik Arka Bahçesine Dönüştürüldü

 

Yazılı bir basın açıklaması yapan Arzu Topaloğlu açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

 

“ Bildiğiniz gibi 20 yıllık AKP iktidarında Eğitime yönelik olarak yapılan hamleler eğitimin hızla siyasallaştırıldığı, okullarımızın cemaatçi- gerici vakıf ve dernekler eliyle ideolojik bir arka bahçeye dönüştürüldüğü  bir dönemi yaşıyoruz.

 

Eğitimin laik, bilimsel, kamusal özelliğinin, Cumhuriyetin kurucu değerlerinin bu kadar hedef alındığı bir dönem daha yaşanmamıştır.

Karma eğitimin tartışmaya açıldığı, öğrencilerin beslenme hakkının yok sayıldığı, her gün resmi yazılarla sosyal faaliyet, proje, protokol adı altında okullarımızın dinci vakıf ve derneklerin faaliyet alanlarına dönüştürüldüğü, tüm okulların imam hatipleştirildiği bir süreci yaşıyoruz. MEB, çocuk ihmalini, istismarının normalleştiren pedagojik hiç bir yanı olmayan, faaliyetleri tartışmalı  olan bu vakıf, dernek ve platformlara  protokoller yapmaktan çekinmemekte, hatta mahkemeler iptal ettiği halde  hukuksuz bir biçimde  protokollere devam etmektedir.

Son olarak Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ile Ensar vakfı arasında yapılan protokol kapsamında okullara gönderilen resmi yazıda ortaokul ve liseleri kapsayan bir faaliyetle karşılaştık. Her ne kadar gönüllü, seçmeli gibi kavramlar kullanılsa da biz bu kavramların fiili olarak zorunlu olduğunu, ‘’seçilmiş’’ idareciler maharetiyle öğretmen ve öğrencilerimize  uygulanan basıncın farkındayız.

İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün adı geçen tartışmalı  vakfın  düzenlediği bilgi yarışmasına katılım konusunda okullara yazı yazması okul müdürlüklerini teşvik etmesi ise  durumun ne kadar  düşündürücü  ve  endişe verici olduğunu göstermektedir. 

Eğitim ve bilim emekçileri sendikası olarak; dini vakıf adı altında kurulmuş bu çıkar gruplarının MEB ile yaptığı protokollere karşı açtığımız davaları kazandık. Danıştay eğitimin kamusal bir görev ve sorumluluk olduğuna, uzmanlar eliyle yapılmasına ve hiçbir kuruma devredilemeyeceğine hükmetti. Ancak eğitim yöneticileri yargı kararlarını tanımadan, karardan 6 ay sonra tekrar aynı vakıf görünümlü çıkar gruplarıyla protokoller imzaladı.

En başta söylemek isteriz ki; bu ülkenin orta yerinde, yoksul köy çocuklarının yok sayılan kamusal eğitim hakkı sonucu, vakıfların kucağına itilmiş, bilinen 45 çocuğun yıllarca, sistematik bir şekilde tecavüze ve istismara maruz kaldığı bir vakfın adını unutmayacağız, affetmeyeceğiz aklanmasına, meşrulaştırılmasına izin vermeyeceğiz. Bu halkın vicdanın çürümesine bir öğretmen ve onurlu yurttaşlar olarak izin vermeyeceğiz.

Milli Eğitim Bakanının, bile bu  vakıflarla yapılan protokollerin kontrolden çıktığı anlamına gelecek şekilde “bu protokolleri yaparken kantarın topuzunu kaçırmamak gerektiğini” ifade etmesi trajikomik bir açıklamadır. Kendi bakanlığındaki karar ve süreçlere müdahale edemediğinin de göstergesidir. Buna rağmen MEB’nın açıklamasına Memur-Sen İstanbul İl Başkanı’nın “"Eğitime Destek Platformu, eğitim için kantarın topuzunu kaçırmakta kararlı” açıklaması Milli Eğitim Bakanı’nın eğitimde söz sahibi olmadığının ifadesidir. Eğitim faaliyetleri dinci-gerici vakıfların ve yandaş sendikanın kontrolünde,  yürütülmektedir.

İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 4688 sayılı yasaya göre kamu işveren sıfatı ile eğitim Sendikaları karşısında nesnel tarafsız bir duruş göstermesini beklerken   sözde  eğitim adına yapılan bir proje çerçevesinde    İl MEM ve  Okul müdürlükleri,  iktidar yanlısı bir sendikanın önünü açacak şekilde aynı afişte   yan yana durabiliyor, öğrencilerimiz ve okullarımız buna alet edilebiliyor.

  Diyanet İşleri Başkanlığına bağlı Diyanet Akademisinin kurulmasının hangi ihtiyaca cevap vereceği tartışmalıdır. MEB ve YÖK’ten bağımsız bir akademinin denetimi yapılacak mıdır? yoksa bu cemaat ve vakıflar kendilerine yeni kontrol edilemeyecek alanlar mı yaratmaktadırlar. Bu akademi İlahiyat Fakültelerinin yürütemeyeceği hangi akademik çalışmaları yapacaktır. Tevhidi Tedrisat kanununa  muhalefet eden bu girişime hiçbir tepkinin gelmemesi de not edilmelidir.

Eğitim Sen Samsun Şubesi  olarak bir kez daha hatırlatıyoruz.:Yargı kararlarına rağmen, mecliste iktidarın oylarıyla aklanmış ancak toplum vicdanında mahkum olmuş, her türlü kirli ilişkiye bulaşmış bu dinci gerici  vakıflarla yapılan  protokollere ne öğrencilerimizin, ne öğretmenlerimizin, ne toplumun ne de bu ülkenin aydınlık geleceğinin ihtiyacı vardır. Bu protokoller bir an önce iptal edilmeli yargı kararları uygulanmalıdır.

Bu nedenle;  Merkez Yürütme Kurulumuzun aldığı kararla, dernek ve vakıflarla yapılan protokollerde görev almayacağımızı, sorumluluk kabul etmeyeceğimizi değerli velilerimize ve kamuoyu ile paylaşıyoruz. Bu ülkenin aydınlık geleceği için laik, bilimsel, kamusal eğitim hakkı mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz. Unutulmamalıdır ki; mücadelemiz çocuklarımıza onurlu bir gelecek bırakma mücadelesidir. “

 

Kaynak: (KHA) - Karadenizhayat Editör: Birsen KALKAR
Etiketler: , Eğitim, Gerici, Vakıf, Ve, Derneklerin, İdeolojik, Arka, Bahçesine, Dönüştürüldü,
Yorumlar
Haber Yazılımı