Yazı Detayı
15 Mart 2018 - Perşembe 21:19 Bu yazı 1199 kez okundu
 
EĞİTİM BİLİMİ VE AKIL
Rüstem KARA
 
 

       Değişen müfredat programları kimler tarafından nasıl hazırlandı. Bu uzman kadro kimlerden oluşturuldu belli değil. Ancak, değiştirilerek 1,5,9. sınıflarda uygulanan müfredat programlarında tekrar bazı değişiklikler yapıldı.

      Öğretmenlerin, öğrencilerin ve velilerin görüşleri alınarak hazırlanan müfredattan söz edilmektedir. İşte bu nedenlerle eğitim sistemi sürekli gündemdedir. Müfredat programlarımız sürekli gündemde kalmaya devam etmektedir.

       Bakanımız müfredat değişikliğini açıklarken söyledikleri gerekçeler; "Gelecek nesillerin daha donanımlı olabilmesi için müfredatın yenilenmesi ihtiyacı doğurmuştur. Çağın gereği, ferdin ve toplumun ihtiyaçları doğrultusunda müfredatı yeniledik." şeklindedir. Oysaki müfredatlara ilave edilen bir yenilik yoktur. Aynı ezberci eğitim ve sınavlar sistemi belirsizliği devam etmektedir.

      Değerler eğitimini müfredata koymak yeterli midir?

      Son yapılan değişikliklerden birisi de değerler eğitiminin müfredatların girişinde olması olarak ifade edilmektedir. Siz kamu kurum ve kuruluşlarına mülakatla, iktidara yakın olanları alıp diğerlerini eliyorsanız, ihaleleri isteğinize veriyorsanız, liyakatı ve sınav başarısını torpille bir kalemde silebiliyorsanız, değerler eğitimini müfredatın başına koymuş olmanızın bir anlamı yoktur.

    Değerler eğitim hayatın kendisiyle çelişiyorsa, orada ahlaklı toplum yetiştiremezsiniz. Kendi yakınlarına ve çevresine iş takibi yapan bir idarenin bir siyasal iktidarın değerler eğitimi vermesi eşyanın doğasına aykırıdır.

      O nedenle biz bu yapılan değişikliklerin anlamsız olduğunu söylüyoruz. İnanamadığımız, uygulamasını hiçbir zaman göremediğimiz bir dersi okutmanın anlamı yoktur.

      Milli Eğitim Bakanın açıkladığı verilere göre; yapılan saha çalışmalarına ve anketlere 100 bine yakın öğretmen ve veli katılmış. Ancak bu programların hiçbirisinin eski eğitim sistemine üstünlüğü olmadığı bir gerçektir. Programlardan konuların bir kısmını çıkarılarak yeni müfredatları oluşturmak cağın ihtiyacı olan eğitim müfredatı olamaz.

      İçi boşaltılmış uygulamalı eğitimden uzak bir taslak program hakkında görüşler istenmiştir. Bu anlayışla ortaya koyulan müfredatla çağın ihtiyaçlarına uygun eğitim yapılamaz. Biz öğrencilerimize doğruluğu, dürüstlüğü, çalışkanlığı ödüllendiren bir toplumsal düzen sunmadığımız sürece yapılan eğitim yok hükmünde kalır.

      Önümüzde ki sürece yönelik sayın bakanımız, ciddi bir çalışmadan bahsetmektedir. Müfredata uygun eğitim öğretim araçlarından söz edilmektedir. Gerçekten heyecan verici umutlandırıcı bu çalışmayı kiminle nasıl yapacaktır. Önceden de yapıldığı gibi tek taraflı olarak ve bir saha çalışması olmadan yapılan değişikler olursa, bunca emek boşa harcanmış olur.

     FATİH eğitim projesi devletin en büyük zarara uğratıldığı boşa giden bir proje olmuştur.20 Milyar dolar olduğu ifade edilen bu projenin sonunda okullarda kullanılamaz hale gelen bozuk tabletler çoktan çöpe atıldılar.

      4+4+4 eğitim sistemi sonucu yüz binlerce kız öğrencimiz lise eğitimine devam etmemektedir. Bu durumda 200 bin kız öğrencinin diploma alamadığı bir sistem ortaya çıkmıştır. Okul öncesi eğitimin dokusu buzulmuş çocuklarımız Diyanet İşleri Başkanlığı ve bazı belediyeler eliyle sıbyan mekteplerine mecbur edilmiştir.

     Bu okullarda görev yapan diyanetin görevlendirdiği yetersiz eğiticiler, her gün cumhuriyet karşıtı bir gösteriyi sahneleyerek, padişahlık döneminin eğitimine öykünerek, çocuklarımızı kendi amaçları doğrultusunda bir yaşam tarzına zorlamaktadırlar. Hatta tesettürsüz hiçbir eğitici istemediklerini açıkça ifade etmektedirler. Anaokulu öğretmenliği bitirmiş bir başı açık öğretmenin bu okullarda görev yapmasını tehlike olarak görmektedirler.

     Türkiye Çocuk Hakları Sözleşmesini 1990 da imzalamış. Çocuklara din eğitimi ve inançlarla ilgili bilgilerin 11-12 yaşlarında verilmesi o sözleme de var. Dünyanın gelişmiş çağdaş ülkelerinde eğitim bu şekilde verilirken bizde neden böyledir? Evrensel anlamda bağımsız karar verebilen, hakkını, hukukunu arayabilen yurttaşlar yerine her durumda itaat eden bir toplum istenmektedir.

      Ortaokul ve lise eğitimine devam eden birçok öğrenci hiç gitmek istemedikleri okullara başka okul olmadığı gerekçesi ile kayıt yaptırmak zorunda kalmıştır.

      Cumhuriyetin başarısının göstergesi olan laik bilimsel eğitim anlayışı okullarımızdan her geçen gün kapı dışarı edilmektedir. Bu süreçte en büyük zararı gelecekte gençlerimizin görecektir. Onların dünya vatandaşı olarak çağımızı yakalama ve ülkemizi hak etiği çağdaş toplumlar seviyesine taşıyabilme kapasiteleri azalacaktır.

      Çözüm eğitim öğretim birliğindedir. Çözüm, laik bilimsel eğitimdedir. Cumhuriyetin laik bilimsel eğitimi içinde; dini eğitimi de vardır, felsefe eğitimi de vardır. Sanat eğitimi, fen eğitimi, spor eğitimi, dil eğitimi ve matematik eğitimi de vardır. Uygulamalı eğitimin örnekleri de vardır. Köye Enstitüleri gibi başarılı bir eğitim modelimiz de  vardır.

      Sonuçta; başından beri izlenen süreç ve hazırlanan taslak programlar, bilimsel eğitimin yapılmasına uygun değildir. Akıl ve bilim rafa kaldırılmıştır.

       Atatürk'ün şu sözleri ile bitirmek istiyorum." Eğitimdir ki bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir topluluk halinde yaşatır; ya da milleti esaret ve sefalete terk eder."         

 
Etiketler: EĞİTİM, BİLİMİ, VE, AKIL, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı =file_get_contents('http://anti-adblock.adnow.com/aadbAdnow.php?ids=863862,863864,863865');