Yazı Detayı
13 Mart 2022 - Pazar 17:42 Bu yazı 361 kez okundu
 
RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI VE GIDA GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİ
Ünal IŞIKER
 
 

Bir ülkenin her şeyden önce, halkının beslenmesinde çok önemli olan temel gıda maddelerini yurt içinde üretmesi gerekir. Yani kendine  yeterli bir üretim yapısına  sahip olması gerekir. Diğer bir deyimle gıda güvenliğini  temin etmesi gerekir.

Bugünlerde yaşanan Rusya ve Ukrayna arasındaki çarpışmalar, gıda güvenliğimizin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur. Bu ülkelerden satın aldığımız buğday ve ayçiçeğinde fiyatların yükselmesi bir yana ithalat  da zora girmiştir.

1980 yılına kadar Dünya’da  kendi kendine yeterli 7 ülkeden biri olan Türkiye bugün  tarım ürünleri ticaretinde net ithalatçı durumdadır.

Türkiye son 20 yılda stratejik tarım ürünlerinin yurt içinde üretimini arttırma yerine ithalatla bu açığı kapatmayı tercih etmiştir. “Nasıl olsa dövizimiz var ithal edebiliyoruz” mantığı ile hareket edilmiş, Türk çiftçisinden esirgenen destek yabancı çiftçilere  verilmiştir.

Oysa son 18 yılda tek başına ülkeyi yöneten AKP iktidarının eline üretimi arttırma konusunda çok önemli fırsat geçmişti. Maalesef bu imkan yeterince değerlendirilemediği için dışarıya milyarlarca dolar ödenmiştir.

 

2003-2020 döneminde 18 yılda buğday ithalatı için 19 milyar dolar ödedik

Temel gıda maddelerinin başında gelen buğdayda artık artan nüfusumuzun ihtiyacını karşılamaktan uzağız.

2003 yılında 9.300.000 hektar olan buğday ekim alanı 2020 yılında 6.900.000 hektara düşmüştür. Yani 2.380.000 ha alanda buğday ekiminden vazgeçilmiştir. Bunun en önemli nedeni buğday eken çiftçilerin yaptığı masrafa karşılık eline üretimi teşvik edecek bir paranın geçmemesidir.

Türkiye 2003 yılından 2020 yılına kadar 18 yılda 72 milyon ton buğday ithal etmiş, bu iş için 19 milyar döviz ödemiştir. 2020 yılında 9,8 milyon ton buğday ithalatına karşılık 2,4 milyar dolar ödeme yapılmıştır.  Bu rakamla Dünya’da en fazla buğday ithal eden ülke olduk.

Ancak bu ithalatın 7,5 milyon tonu ihraç ettiğimiz un, makarna, irmik, bulgur, bisküvi gibi 5.5 milyon ton sanayi ürünlerinin üretimi  için,  2,5 milyon tonu da iç tüketimdeki açığı kapatmak için kullanılmıştır.

2021 yılında yaşanan kuraklıktan dolayı bir önceki yıla göre rekoltenin 3 milyon ton daha  az gerçekleşmesi nedeniyle ithal edilecek buğday miktarının daha da artacağı öngörülmektedir. Oysa Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle en fazla buğday ithal ettiğimiz Rusya’dan buğday ithalatı zora girmiş durumdadır.

 

 Ayçiçeği Tohumu, Ham Ayçiçeği Yağı ile Soya ve Türevleri ithalatı

Yurt dışından ithal ettiğimiz önemli bir tarım ürünü de Ayçiçeğidir. 2003-2020  yıllarını kapsayan 18 yılda 5,6 milyar dolar ödeyerek 11 milyon ton ayçiçeği tohumu ithal edilmiş,  ek olarak da  önemli miktarda da ham ayçiçeği yağı satın alınmıştır.

2021 yılında 740 bin ton yağlık ayçiçeği tohumu ve 885 bin ton ayçiçeği ham yağı ithal edilmiş karşılığında 1,7 milyar dolar ödenmiştir. İthal tohum ve ham yağdan  980 bin ton yemeklik ayçiçeği yağı üretilmiş, bunun 500 bin tonu yurt içinde tüketilmiş, 480 bin tonu da ihraç edilerek 965 milyon dolar döviz geliri olmuştur.

Ülkemizde 1,4 milyon hektar arazi ayçiçeği ekimine uygun olduğu halde ancak 650-700 bin ha alanda üretim yapılmaktadır. Bu potansiyel yeterince değerlendirilemediği için Türkiye Ayçiçeği tohumu ithalatında dünya rekoruna sahiptir.

En önemli yağ bitkilerinden biri de soya fasulyesidir. Türkiye 2003-2020 döneminde 40 milyon ton soya fasulyesi  ve türevleri ithalatı için 17 milyar dolar ödemiştir. Bu dönemde 29,5 milyon ton soya tohumuna da 12,5 milyar dolar ödenmiştir. 2020 yılında 2 milyon 946 bin ton soya fasulyesi ithalatına 1 milyar 158 milyon dolar ödeme yapılmıştır..

Gerek ayçiçeği gerekse soya tohumundan yağ elde edilirken yan ürün olarak önemli miktarda da yağlı tohum küspesi elde edilir. Bu küspeler Yem Sanayinde üretilen kesif yemlerde protein kaynağı olarak kullanılır.

 

18 Yılda  Kuru Fasulye, Mercimek, Nohut, Susam ithalatına 6,7 milyar dolar ödedik

2003-2020 döneminde mercimek, nohut, kuru fasulya ithalatına  3,8 milyar döviz ödenmiştir. Bu ürünlerin ithalatı için 2020 yılında 297 milyon dolar ödeme yapılmıştır.

Simitlerimizin susamını bile ithal ediyoruz.2003-2020 döneminde susam ithali için 2,9 milyar dolar, 2020 yılında ise 271 milyon dolar ödemişiz.

 

18 Yılda Canlı Hayvan ve Kırmızı Et İthalatı için 12 milyar dolar ödedik

Hayvancılıkta da durum pek farklı değil. 2003-2020 döneminde 5 milyon 350 bin büyük baş hayvan ithalatına 7,2 milyar dolar, 3 milyon 61 bin baş koyun ithalatına 14 milyon dolar, 301 bin ton kırmızı et ithalatına 1,4 milyar dolar ödeme yapılmıştır.

 2020 yılında 401 bin baş hayvan ithalatına 411 milyon dolar, 72 bin baş koyun ithalatına 14 milyon dolar,  4.580 ton et ithalatına 27 milyon dolar ödemişiz.

 

Gerçek bir üretim planlaması ve destek politikası ile ithal ettiğimiz tarım ürünlerinde kendimize yeterli düzeye gelebiliriz

Türkiye tarım ürünleri ithalatına yılda 10 milyar dolar civarında bir harcama yaparken, 6 milyar dolarlık da ihracat yapmaktadır. Yani 4 milyar dolar civarında bir açığımız vardır.

Türkiye Tarımının en önemli sorunu bir üretim planlamasının olmayışıdır. Ülke olarak hangi ürüne ne kadar ihtiyacımız var, bunları nerelerde üretebiliriz şeklinde bir üretim projeksiyonunu bir türlü ortaya koyup uygulayamadık.

Tarımsal potansiyelimiz, dışarıdan döviz ödeyerek aldığımız birçok ürünü örneğin; buğdayı, ayçiçeğini,soyayı, kuru baklagilleri yurt içinde üretmeye yeterlidir. Yeter ki; gerek bitkisel üretimde gerekse hayvansal üretimde, ülke çapında bir üretim planlaması yaparak çiftçiye para kazandıracak bir destekleme politikası uygulayabilelim.

 

 

 

 

 

 
Etiketler: RUSYA-UKRAYNA, SAVAŞI, VE, GIDA, GÜVENLİĞİNİN, ÖNEMİ,
Yorumlar
Haber Yazılımı