Yazı Detayı
28 Haziran 2016 - Salı 14:49 Bu yazı 1785 kez okundu
 
Yarınlarımızdan kaygılıyız…
Hayati TOSUN
hayatitosun.mail@gmail.com
 
 

Yarınlarımızdan kaygılıyız…

Okulların kapandığı şu günlerde eğitim kurumlarındaki hareket oldukça dikkat çekici. Çoğuna göre anti-sosyal, bilgisayar çocukları dediğimiz liseli gençler ezber bozdu.

Ülkenin pek çok ilinde farklı sebeplerden gibi gözükse de bir silkinme hak arama refleksine şahit olduk. Buraya nereden geldik? Siyasetin ülkede yarattığı gerginlik ve yaşam alanlarındaki baskı toplumun her ortam ve düzeyinde artıyor. Devletten özel sektöre, iş hayatından eve hatta okullara kadar herkes aynı kaygıyı taşıyor ve yaşıyor.

Peki bunun sebebi ne? Ekonomik sıkıntılar, gelir dağılımındaki adaletsizlik, işsizlik, yaşamın hızlanması, artan şiddet olayları, terör, kadın cinayetleri, daha nicelerini sayabiliriz. Toplum ciddi bir bunalım içinde… Ama gündem o kadar sık ve profesyonel bir şekilde değiştiriliyor ki sormayın gitsin. Bakarsanız her şey süper… Hani derler ya içi seni, dışı beni yakar.

TÜİK’in sağladığı istatistiklerdeki verilere göre 15-24 yaş arasındaki gençler arasındaki umut ve mutluluk düzeyleri % 7 daha düşmüş; genç kadınlar, aynı yaştaki erkeklere göre, daha da mutsuz hale gelmiş deniyor. Gençlerin kendilerine ayırdıkları vakit az ve kalitesiz. Bireysel gelişmeye zaman ayırmıyorlar. Bu ne okulda ne de evde değişmiyor.

15-24 yaş arası gençlere gün içinde vakitlerini nasıl ayırdıkları sorulduğunda; uyku, yemek, istihdam ve eğitim gibi temel aktivitelere harcanan vaktin günün yaklaşık yüzde 67’si. Sosyal yaşamlarına 1 saat 45 dakika, spora 13 dakika, hobilerine ise 35 dakika ayırdıkları tespit edilmiş. Gençler günün 2 saatini ise TV izleyerek, radyo ve müzik dinleyerek geçiriyorlar.

Doğadan koparılmış, artık beraber oyun bile oynayamayan, konuşmayan hatta paylaşmayı bilmeyen bu gençlik, yarınları için kaygılı… Bizim de geleceğimizden kaygılı olmamız lazım.

Bunu, eğitim sistemimizdeki eksikler de tetikliyor. Nedir bunlar dersek, kısa ve özetle, biri EĞİTİM, diğeri SİSTEM diyebiliriz. Eğitimciler varken bunu söylemek bize düşmez ama hepimiz aynı kaygıyı yaşıyoruz. Hele ki Samsun’da okullardaki başarı seviyesi her geçen gün düşüyor. Samsun’da son 10 yıldır eğitim her geçen gün geriye gidiyor. 2002 yıllarında en azından ilk 20'nin arasında olan kent, bugünlerde süratle gerilere düşüyor, hatta 32-35 inci sıralar arasında deniyor.

Yap-boz tahtasına dönen, geçen on dört yıl boyunca en fazla bakan değiştiren Milli Eğitim Bakanlığı. Bu süre içerisinde altıncı bakanımız. Neredeyse iki yılda bir bakan değişmiş durumda. Her gelen, bir öncekinin aldığı kararların sonucunu dahi görmeden sistemi değiştirdi. Atamalar ve müdürlük, ait olduğunuz sendikaya göre yapılıyor.

Bilgi, tecrübe ve liyakat diye bir şey kalmadı. O koltuğu oturmak için hak eden değil o kişinin mezun olduğu okul önemli konuma geldi. Bu şekilde iyi bir yere varamayacağımız bir gerçek. Arabanız en iyi marka ve son model de olsa, şoför araç kullanmayı bilmiyor veya acemi ise kazalar kaçınılmaz olur. Bizim de durumumuz aynı.

Eğitim sistemimizde dönüşüm şart! Sorgulayan, araştıran, üreten nesiller yetiştirmeliyiz. Sistemimizin temel mantığı, kullanacağı bilgiyi öğrenme olmalı ve müfredat buna göre düzenlenmelidir.

Sınav kazandıran özel okullar rekabeti ise ayrı bir konu. İmkanı olan ile olmayan arasında ciddi bir haksızlık var. Devlet ne kadar destek veriyorsa da yeterli olduğu söylenemez.

Meslek okulları, iş öğretilen kurumlara dönüştürmesi lazım. Hayatın içinde gerekmeyenlerin bilgisini veren eğitim yerine, elinden iş gelen, mesleki bilgi ve donanımı ile bireyi yetiştiren donatılmış okullar daha yararlı olur. Böylece bu eğitim kurumları, hayatla, ekonomi ile bütünleştirilebilir.

Milli Eğitim Bakanlığı, siyasetin elinden kurtarılmalı. Ulusal, uzun vadeli hedefleri olan, vizyoner, yenilikçi, eşitlikçi, herkesi kucaklayan bir sistem ve icra makamı olmalıdır.

Unutmayalım ki bu çocuklar, gençler hepimizin.

Onlar bizim yarınlarımız, onlar bizim geleceğimiz…

 

 
Etiketler: Yarınlarımızdan, kaygılıyız…,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
28 Kasım 2020
Hayati Tosun Pandemi Sürecini Yazdı
1550 Okunma.
13 Nisan 2020
Virüs Çok Şeyi Değiştirdi, Değiştirecek !..
880 Okunma.
29 Mart 2020
Virüs İnsanı Öldürür, AÇLIK İNSANLIĞI !..
280 Okunma.
02 Ocak 2020
Yanlış KAÇ KERE YAPILIR ?..
383 Okunma.
22 Temmuz 2019
FINDIK Bizim, ÇİFTÇİ Bizim, ÜLKE Bizim, SİZ KİME TARAFSINIZ !..
675 Okunma.
17 Haziran 2019
Ülke Tarımı S.O.S Veriyor !..
764 Okunma.
01 Nisan 2018
Ülkemizin Tarım Politikası YOK !..
1593 Okunma.
20 Şubat 2018
Şekerin Tadı Kaçtı !..
1675 Okunma.
28 Ağustos 2017
Fındık Üreticisine ADALET…
1742 Okunma.
06 Temmuz 2017
ÜLKEMİZİN TARIM POLİTİKASI VAR MI?..
1503 Okunma.
13 Mayıs 2017
ÜRETEN ÜLKE,KALKINAN TÜRKİYE OLACAKSAK BU KÖYDEN BAŞLAR
1626 Okunma.
26 Mart 2017
Ekmek,Emek ve Komşuluk…
2100 Okunma.
23 Ocak 2017
ÜLKE TARIMSIZ, TARIM MÜHENDİSSİZ OLAMAZ
1516 Okunma.
13 Aralık 2016
Tarımda Ülke Can Çekişiyor !..
1581 Okunma.
30 Ekim 2016
İşin de, Aşın da, Pilavın da Tadı Yok…
1581 Okunma.
15 Eylül 2016
GDO TEHLİKESİ…
1756 Okunma.
05 Eylül 2016
Bataklığa Çekmeye Çalışıyorlar…
1475 Okunma.
29 Ağustos 2016
Mısır Tarımındaki Tehdit ve Tehlikeler…
1520 Okunma.
21 Ağustos 2016
Tarımda, Kırsalda Her Şey Kötüye Gidiyor !..
1546 Okunma.
15 Ağustos 2016
Bütünşehir Sürecinde Köyler Şimdi Rantiye…
1511 Okunma.
08 Ağustos 2016
Asıl olan MİLLETTİR, milletin seçimi de DEMOKRASİDİR…
1473 Okunma.
01 Ağustos 2016
FINDIK ÜRETİCİSİNE CANSUYU BİR SEZON OLACAK…
1832 Okunma.
25 Temmuz 2016
Zor oyunu bozdu. Şimdi sağduyu zamanı…
1390 Okunma.
16 Temmuz 2016
Globalde Oyun Değişiyor !..
1747 Okunma.
20 Haziran 2016
Bahçeye bir fidan dikmek, yarına inanmaktır
1534 Okunma.
20 Haziran 2016
Bahçeye bir fidan dikmek, yarına inanmaktır
1484 Okunma.
03 Haziran 2016
Umudun Çiçek Açması…
2088 Okunma.
Haber Yazılımı =file_get_contents('http://anti-adblock.adnow.com/aadbAdnow.php?ids=863862,863864,863865');